Mars gözlemi kavuşum döneminde şansa bağlı başladı. Balkona çıkmıştım, güneydoğu yönünde turuncu-kırmızı parlak bir şey gördüm. Yıldız gibi ama titremiyordu. Uçak değil, çok yavaş. Uydu değil, hareket etmiyor. Telefona baktım, yıldız haritası uygulaması açtım. Mars. Tam kavuşum dönemindeydi, Dünya ile en yakın hizaya geldiği nokta. Bu dönemde Mars hem en büyük hem en parlak görünüyor. Mars gözlemi kavuşum için küçük bir teleskop çıkardım. İlk bakışta sadece parlak bir disk gördüm. Büyütmeyi artırdım. Biraz daha disk, biraz daha yuvarlak, küçük bir renk farkı belirdi: kuzey kutbunda açık renkli bir bölge, buz miydi? Toz fırtınası mıydı? Net göremedim. Ama o an bile Mars'ın somut bir şey olduğunu hissettim. Soyut bir gezegen adı değil, orada duran gerçek bir küre. Üstünde kırmızı toprak var, ince atmosfer var, eski nehir yatakları var. Ve ben burada, balkonda, küçük bir teleskopla ona bakıyorum. Mars gözlemi kavuşum dönemleri yaklaşık yirmi altı ayda bir gerçekleşiyor. Bir dahaki sefer ne zaman olacağını not ettim. Bu sefer daha hazırlıklı, belki daha büyük bir teleskopla bakacağım. Gökyüzünde neye baktığınızı bilerek bakmak bambaşka bir şey. Kırmızı bir nokta değil, bir dünya görüyorsunuz.