İlk okuyuştan dört yıl sonra kitap yine elime geçti. Rastlantı değildi, bilinçli bir karar. Hatırladığım kadar iyiydi bu kitap; yeniden okumak istemiştim. Ne kadar farklı olacağını tahmin etmemiştim. Kitabı iki kez okumak benim için ilk sayfadan başladığında garip bir şey oldu. Cümleler tanıdıktı ama anlam farklıydı. Dört yıl önce bir karaktere sempatim vardı. Şimdi aynı karakterin kararları beni sinirlendiriyordu. Ben değişmiştim. Kitabı iki kez okumak deneyiminde en şaşırtan şey şu oldu: dört yıl önce fark etmediğim bölümler şimdi öne çıkıyordu. Birkaç satırlık bir paragraf, o zaman atladım sanırım, şimdi kitabın en önemli cümlesi gibi görünüyordu. Görmek için o dört yılın birikmesi gerekiyormuş. Bir kitabın aynı metnini farklı zamanlarda farklı okuyan insan olmak, biraz çift görüşlü olmak gibi. Ben hem o dört yıl önceki okuyucuyum hem değilim. Kitap hem aynı hem değil. Bu çakışma beni hem heyecanlandırdı hem de melankolik hissettirdi. Kitabı iki kez okumak alışkanlığını benimsedim. Çok seyrek yapıyorum, sadece gerçekten kayda değer kitaplara döneceğim için bekliyorum. Ama her döndüğümde yeni bir şey buluyorum. Bu keşif gizli bir ödül gibi.