Ud çalmak zor teknikler konusunda kimse beni önceden uyarmamıştı. "Güzel enstrüman, deneyebilirsin" demişlerdi. Birinci dersten sonra anladım: ud teknik olarak zorlu bir enstrüman. Perdesi yok. Bu küçük görünen fark her şeyi değiştiriyor. Gitar çalarken perdeler parmağı yönlendirir, nota tam yerine oturur. Ud'da o kılavuz yok. Yarım ton, çeyrek ton farkları tamamen kulağa ve parmak hafızasına kalıyor. Ud çalmak zor teknikler arasında mızrap tekniği ilk sırada geliyor bende. Ud mızrabı bilekte değil ön kolda yapılıyor. Bu alışılmışın dışında bir hareket; bileği kilitlemek, kolu serbest bırakmak gerekiyor. Bunu öğrenmek üç ay aldı. Üç ay sonra bile bilinçli düşünmek zorunda kaldım. Makam yapısı ikinci büyük engel. Batı müziği eğitimiyle geliyorsan 12 ton sistemi var. Ud'da çeyrek tonlar var, bu tonlar kulağa önce yanlış geliyor. Beyni yeniden eğitmek zaman alıyor. Bir öğrenci arkadaşım "kulağım bunu yanlış duysun, beyin alışsın" dedi; bu güzel bir tanımdı. Ud'un tını kontrol tekniği de ayrı bir öğreniş. Mızrabın teli nasıl kestiğine göre ton değişiyor. Hızlı ve yüzeysel kes, berrak çıkar. Yavaş ve derin kes, dolu çıkar. Bunları kasıtlı kontrol etmek uzun pratik istiyor. Ud çalmak zor teknikler listesi uzun ama her biri aştıkça enstrüman açılıyor. Şu an iki yıllık bir ud öğrencisiyim. Hâlâ çok şey öğreneceğim var, ama başlangıcın o "imkânsız" hissi geçti.