Flow durumu tetikleyiciler meselesini tartışabilmek için Csikszentmihalyi'nin kuramsal çerçevesini netleştirmek gerekir. Flow, kişinin bir aktiviteye tam anlamıyla dalmış olduğu, farkındalığın eylemle bütünleştiği ve öznel zaman algısının dönüştüğü optimal deneyim hâlini tanımlar. Bu hâl rastgele değil; belirli koşulların örtüşmesiyle tetiklenebilir ve zirve performansla güçlü biçimde ilişkilidir. Flow durumu tetikleyiciler literatürü bireysel, sosyal ve çevresel tetikleyiciler olarak üç ana grupta ele alınabilir. Bireysel tetikleyiciler arasında en kritik olanı beceri-zorluk dengesidir. Csikszentmihalyi'nin kanalı (channel), kişinin mevcut beceri düzeyine oranla görevi yeterince zorlayıcı ama orantısız biçimde yüksek olmayan bir seviyede bulmasını gerektirir. Zorluk düzeyi çok düşükse can sıkıntısı, çok yüksekse kaygı devreye girer; her iki hâl de flow'u engeller. Net hedefler ve anında geri bildirim mekanizmaları ikinci önemli bireysel tetikleyici kümesini oluşturur. Hedefin ne olduğunun belirsiz olduğu durumlarda dikkat dağılır; geri bildirimin gecikmeli geldiği ortamlarda ise performans döngüsü kapanmaz. Bu yüzden müzisyenler, yazılım geliştiriciler ve sporcular gibi anlık hata-düzeltme fırsatına sahip pratisyenler flow için yapısal avantaja sahiptir. Çevresel tetikleyiciler arasında derin odaklanmayı destekleyen koşullar öne çıkar: dikkat dağıtan uyarıcı yoğunluğunun düşürülmesi, yüksek riskli ortamların yarattığı doğal odak baskısı (high consequences) ve yenilik-öngörülebilirlik dengesinin kurulduğu görev yapısı. Csikszentmihalyi'nin sonraki çalışmalarında, Steven Kotler ve John Hagel'in araştırmalarında bu tetikleyiciler daha operasyonel bir çerçevede tanımlanmıştır. Nörobilimsel açıdan flow, transient hypofrontality hipotezi çerçevesinde değerlendirilir: prefrontal korteksin kendi kendini izleme (self-monitoring) işlevlerinin geçici olarak azaldığı, norepinefrin, dopamin ve anandamid'in eş zamanlı salındığı ve bağlantısal bir ağ içinde yüksek verimli işlemenin gerçekleştiği bir hâl olarak betimlenmektedir. Bu nörobiyo-kimyasal portre, flow'un neden keyifli olduğunu ve neden bağımlılık benzeri bir çekim yarattığını açıklar.