Türkiye coğrafi çeşitlilik açısından dünyanın şanslı ülkeleri arasında. Akdeniz kıyılarından Karadeniz yaylalarına, Anadolu bozkırından volkanik platolarına kadar uzanan bu çeşitlilik, Türkiye milli parklarını keşfetmek için güçlü bir neden sunuyor. Kaçkar Dağları Milli Parkı, Doğu Karadeniz'in en yüksek zirvelerine ev sahipliği yapıyor. Yazın bile kar görebileceğiniz dağlar, derin vadiler ve buzul göllerinin bulunduğu bu park; hem trekking severler hem de doğa fotoğrafçıları için çekici bir durak. Yaylalardaki geleneksel köy yaşamı ayrı bir bütünlük katıyor tabloya. Göreme Milli Parkı ve Kapadokya Kayalıkları ise benzersiz peri bacaları ve yeraltı şehirleriyle her yıl milyonlarca ziyaretçi çekiyor. Türkiye milli parkları arasında UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan az sayıdaki örnekten biri bu park. Beydağları Sahil Milli Parkı, Antalya kıyısında denizle ormanın buluştuğu nadir yerlerden biri. Kekova'nın batık liman kalıntıları ve Likya antik kentleri de bu parkın sınırları içinde. Munzur Vadisi Milli Parkı, Tunceli'nin sarp dağlarında saklı bir başka güzellik. Munzur Çayı'nın berrak suları boyunca uzanan vadiler, yaban hayatıyla zengin bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Vaşak ve kurt gibi türlere burada hâlâ rastlanabiliyor. Süphan Dağı ve Nemrut Krater Gölü de listelere girmesi gereken doğal alanlar arasında. Van Gölü çevresinde yer alan bu bölgeler manzarasıyla adeta durduruyor ayaklarınızı. Türkiye milli parklarını gezmek için en uygun dönem ilkbahar ve erken sonbahar. Kalabalıklar azalıyor, doğa en canlı halinde ve yollar daha erişilebilir oluyor.