Stoizm uygulaması deyince insanlar genellikle sakin, soğuk, duygusuz bir tip canlandırıyor zihinlerinde. Ben de öyle canlandırıyordum. Oysa bu felsefenin pratiği bambaşka bir şeyi gerektiriyor. Başlangıçta temel ilkeleri okudum. Kontrolünde olan şeylere odaklan, olmayanlara değil. Kulağa basit geliyor. Uygulamak bambaşka. İlk haftalar test gibiydi. Trafik sıkışıklığında kaldım, "bu benim kontrolümde değil" dedim, işe yaradı. Bir iş toplantısında beklenmedik bir eleştiri aldım, "başkalarının görüşleri benim kontrolümde değil" dedim, beş dakika hissettim, sonra eski kaygıya döndüm. Stoizm uygulaması teoride net, pratikte bulanık. Çünkü zihin teorilere değil kalıplara uyuyor. Yıllarca yerleşmiş tepkisel bir zihni yeniden eğitmek, bir haftada olmuyor. En işe yarayan pratik, sabahları kısa bir hazırlık düşüncesi yapmaktı. "Bugün ne zor gelebilir?" diye sormak. Sonra o zorluğa hazırlanmak. Bu, kötümserlik değil. Önceden düşünülmüş şeyler beni daha az sürüklüyor. Stoizm uygulamasının en güçlü yanı bende şu oldu: öfkeyi yavaşlattı. Birisi beni kızdırdığında hemen tepki vermek yerine bir an durmayı öğrendim. O an bazen çok kısacık. Ama o kısacık an, sonraki yarım saatlik pişmanlığı engelliyor. Hâlâ mükemmel bir stoik değilim. Hiç olmayacağım da. Ama o felsefeyle tanışmadan önceki benim, her gün biraz daha geride kalıyor.