Felsefe fakültelerinde iki gelenek arasındaki kopukluk, salt akademik bir ayrımın çok ötesine geçiyor. Analitik felsefe ve kıta felsefesi yalnızca farklı sorular sormakla kalmıyor; bu soruları farklı araçlarla, farklı yazı pratikleriyle ve farklı hedeflerle ele alıyor. Bu iki akım arasında gezinen biri olarak söyleyebileceğim en önemli şey şu: ayrım, gerçek ve köklü. Analitik felsefe kıta felsefesi fark tartışmasına yöntem açısından başlamak en sağlıklısı. Analitik gelenek, argümanı mümkün olduğunca net biçimde ifade etmeyi hedefler. Önerme mantığı, dil analizi, kavramsal netlik bu geleneğin ayırt edici özellikleri. Bir metnin doğru mu yanlış mı olduğunu test etmek için öne sürülen görüşü formalize etmek şart; belirsizlik bir kusur sayılır. Kıta geleneği ise farklı bir yazı estetiği ve problem anlayışı benimser. Varoluşçuluğun, fenomenolojinin, yapısalcılığın ve post-yapısalcılığın metinlerinde belirsizlik çoğu zaman kasıtlı. Zira kıta geleneğine göre bazı sorular, analitik formalizasyonla eksilir; yaşam, beden, iktidar ve anlam gibi konular sıkıştırıldığında asıl içeriklerini yitiriyor. Tartışmanın bir boyutu da neyin "felsefe" sayıldığı. Analitik filozoflar zaman zaman kıta metinlerini felsefi açıdan titiz bulmadığını açıkça dile getiriyor. Kıta filozofları ise analitik çalışmanın yaşamdan kopuk, yapay soru işlemleriyle meşgul olduğunu öne sürebiliyor. Bu karşılıklı şüphe, zaman zaman yıkıcı; ama aynı zamanda her iki geleneği daha özgüveniyle kendi yollarında ilerlemeye itiyor. Pratik sonuçlar açısından değerlendirildiğinde, etik felsefe belki de en yüksek sesle konuşan alandır. Analitik etik titiz argüman yapıları üretiyor; uygulamalı etik, biyoetik gibi alanlar bu araçlardan beslenebiliyor. Kıta etiği ise normatif kategorilerin ardındaki iktidar ilişkilerini, tarihsel koşullanmaları sorgulamaya daha yatkın. Analitik felsefe kıta felsefesi fark konusunda pragmatik bir sonuç çıkarılabilir: bu iki gelenek, aynı gerçekliğin farklı yüzleri olarak görülebilir. Katı metodoloji ile yorumsal derinlik birbirini dışlamak zorunda değil. Hatta en verimli felsefi çalışmalar, zaman zaman her ikisinden beslenenlerde görülüyor.