Animasyon filmlerinde yetişkin temalar, çizgi film formatının "çocuklara özel" olduğu varsayımını doğrudan sorgulayan bir tartışma alanı oluşturuyor. Bu konuyu değerlendirmek için Doğu ve Batı animasyon geleneğini, bağımsız anlatı üretimini ve ana akım stüdyo anlayışını birlikte ele almak gerekiyor. Animasyon filmlerinde yetişkin temalar söz konusu olduğunda Japon anime geleneği büyük ölçüde bu kısıtlamayı reddeden bir yapı kurdu. Ölüm, savaş travması, kimlik krizi ve toplumsal yabancılaşma gibi konuları yetişkin bir duygusal derinlikle ele alan yapıtlar bu gelenek içinde kalıcı bir yer edindi. Anime'nin geniş dağılımı ve iç bütünlüklü anlatı yapısı, animasyonun salt çocuk formatı olmadığını onlarca yıl öncesinden kanıtladı. Batı animasyonunun ana akım stüdyo geleneği ise çok daha uzun süre aile filminin ötesine geçmekten kaçındı. Bu anlayışın yavaş dönüşümü pek çok bağımsız Avrupalı animasyoncunun ve Amerikalı bağımsız yapımcının öncülüğüyle başladı. Kadın deneyimi, bağımlılık ve siyasi baskı gibi ağır konuları animasyon formatında ele alan filmler eleştirel kabul görmesine karşın geniş kitlesel dağıtım ağlarına girmekte güçlük çekti. Animasyon filmlerinde yetişkin temalar değerlendirildiğinde ortaya çıkan kritik soru şu: Hangi temalar "yetişkin" sayılıyor ve bu sınır kimin perspektifinden çiziliyor? Aile izleyicisine yönelik ana akım üretimin de yetişkinlere hitap eden katmanlar barındırdığı sıklıkla savunuluyor. Farklı yaş grupları için ayrı anlam katmanları oluşturan çok katmanlı anlatı yapısı bu tartışmanın gri alanını oluşturuyor. Yetişkin animasyon ve çocuğa uygun aile animasyonu arasındaki ayrımın teknik değil içeriksel olduğu net: çizgi film formatı temayı ya da duygusal derinliği kısıtlamıyor. Kısıtlayan şey pazar beklentisi ve dağıtım mantığı. Bu kısıtlamanın sınırlarının adım adım genişlemesi, animasyonun anlatı aracı olarak olgunlaşmasının doğal bir parçası.