Üstbiliş stratejileri öğretim alanı, yalnızca bilgi aktarmayı değil; öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerini izleyip düzenleyebildiği bir bilişsel özerkliği geliştirmeyi hedefler. Hattie ve Timperley'nin etki büyüklüğü meta-analizleri, üstbilişsel müdahalelerin öğrenci başarısına olan etkisini en yüksek d değerlerine sahip stratejiler arasında konumlandırmaktadır. Üstbiliş stratejileri öğretiminde iki temel boyut ayrımı yapılmalıdır. Birincisi deklaratif üstbiliş, kişinin neyin işe yaradığını bilmesi, ikincisi prosedürel ve koşullu üstbiliş, hangi stratejiyi ne zaman ve neden kullanacağını bilmesidir. Geleneksel öğretim deklaratif boyuta odaklanma eğilimindeyken etkin bir üstbiliş öğretimi prosedürel ve koşullu bilgiyi merkeze almalıdır. Model olmanın ötesinde bilişsel sesli düşünme (cognitive modeling + think-aloud) tekniği, öğretmenin kendi zihinsel süreçlerini görünür kıldığı ve öğrencilere üstbilişsel izlemenin nasıl göründüğünü gösteren bir öğretim pratiğidir. Bu pratik, öğrencilerin gözlemlenemez bilişsel süreçleri içselleştirmelerine zemin hazırlar; Vygotsky'nin zone of proximal development kavramıyla uyumlu bir iskele kurar. Öğrencilerin planlama, izleme ve değerlendirme boyutlarında üstbilişsel kalkınmaları sistematik bir pratik gerektirir. Öğrenme günlükleri ve yansıtıcı yazma görevleri, öğrencilerin kendi çalışma stratejilerini geriye dönük değerlendirmelerine fırsat sunar. Öz-açıklama protokolleri (self-explanation), öğrencileri materyal hakkında kendilerine açıklama yapmaya teşvik ederek izleme süreçlerini aktive eder ve anlama boşluklarını açığa çıkarır. Programatik yaklaşımlar içinde Reciprocal Teaching (karşılıklı öğretim) dört strateji, tahmin etme, soru sorma, açıklama talep etme, özetleme, üzerinden üstbilişsel pratik alışkanlıklarını grup sürecine gömer. IMPROVE metodolojisi ise matematiksel problem çözme bağlamında üstbiliş stratejileri öğretimini yapılandırılmış bir çerçeveye oturtmaktadır. Her iki yaklaşım da meta-analitik destekle doğrulanmış müdahaleler arasında yer almaktadır.