Sunumun ilk 30 saniyesi, dinleyicilerin geri kalanını dinleyip dinlemeyeceğini büyük ölçüde belirliyor. Sunum açılışı, konunuzu aktarmaya başlamadan önce dikkat ve ilgi kazanmanın en kritik anıdır. Birinci teknik: soru sormak. "Hiç sabah kalktığınızda o günü ertelemek istediniz mi?" gibi kişisel ve ilgili bir soru, dinleyiciyi pasif izleyici yerine aktif katılımcı konumuna taşıyor. İyi bir sunum açılışı sorusu, konunun özüne değer; ama somut ve samimi biçimde kurulmuş olmalı. İkinci teknik: beklenmedik bir istatistik ya da gerçek. Konunuza ilişkin, dinleyicilerin tahmin edemeyeceği bir veriyle başlamak merak uyandırıyor. Sunum açılışında bu tekniği kullanırken kaynağa dikkat etmek gerekiyor; güvenilmez bir istatistik, güven yerine soru işareti yaratır. Üçüncü teknik: kısa bir hikaye. İnsanlar öykülere veriler kadar tepki vermez; öykülere çok daha güçlü tepki verir. Konuyla bağlantılı gerçek ya da kurgusal bir 2-3 cümlelik sahne, hem duygusal bir bağ kurar hem de konuya doğal bir geçiş sağlar. Dördüncü teknik: provoke edici bir ifade. "Bu sunumda söyleyeceğim şey sizinle hemfikir olmayabilirsiniz" ya da "şimdiye kadar size öğretilenlerin bir kısmı yanlış" gibi açılışlar dikkat çekiyor; ama bunu asılsız bırakmamak gerekiyor, söyleyeceklerinizin içeriğiyle desteklenmelidir. Beşinci teknik: sessizlik. Konuşmaya başlamadan önce birkaç saniyelik bilinçli bir duraklama, hem sizi toplar hem de salonu merakla hazırlar. Alışılmamış bir sunum açılışı olarak sessizlik, beklenmedikliğiyle dikkat çekiyor. Bu tekniklerin hepsi bağlama ve konuya göre uyarlanabilir. Önemli olan sunum açılışınızın gerçekten sizi ve konunuzu yansıtması; ezbere bir cümle yerine o dinleyiciye özel hazırlanmış bir ilk adım hissettirmesi.