Meteor yağmuru izleme deneyimim, planladığımdan çok daha zor ve planladığımdan çok daha etkileyici oldu. Perseid meteor yağmurunun zirvesini kaçırmamak için günlerce önceden hazırlandım. Harita uygulamasında şehir ışıklarından uzak bir nokta buldum, 40 kilometre ötede küçük bir yayla. Battaniye, termos, kırmızı ışıklı fener, hepsini hazırladım. Gece yarısından önce yerimdeydim. Yıldızlar net görünüyordu. Battaniyemi yere serdim, sırt üstü uzandım ve beklemeye başladım. İlk meteor yağmuru izleme deneyimimin en zor kısmı beklemenin ta kendisiydi. On dakika, hiçbir şey. Yirmi dakika, bir meteor göktaşı süzdü geçti. Kısaydı ama vardı. Soğuk fark etmeden arttı. Termometreyi kontrol ettim: dört derece. Ayaklarım uyuşmaya başladı. Battaniyeye daha sıkı sarındım. Termostan çay döktüm. Elimde bardakla yukarı bakarken bir an bekliyordum, ve gökyüzü yaşandı. Üç saniye içinde peş peşe dört meteor. Parlak, uzun kuyruklu. "Oh!" sesini bastıramadım, karanlık yaylada yankılandı. Meteor yağmuru izleme deneyimi bana şunu öğretti: uzay olayları sizi bekletir ve sizi küçük hissettirir, hem bedensel hem duygusal anlamda. Soğukta, yalnız başıma, kocaman bir yaylada milyarlarca yıl önce oluşmuş kayaçların atmosferde yanışını izlemek garip bir huzur verdi. Sabahın üçünde araçta yola koyulurken yorgun ama tam hissediyordum. Bu meteor yağmuru izleme deneyimini bir daha yaşamak istiyorum, ama bu sefer daha kalın mont alacağım.