Döviz açık pozisyon deneyimim, o dönemi yaşayanların çoğu gibi üzerime geldi, hazır değilken. Çalıştığım şirket bazı giderlerini döviz cinsinden karşılıyordu ama gelirimiz Türk lirasıyla geliyordu. Bu aradaki farkı, yani döviz açık pozisyon deneyiminin ne anlama geldiğini, kur sert hareket edene kadar tam kavramadım. Kur hareketiyle birlikte tablo çok hızlı değişti. Ay sonunda kapandığımızda, rakamlar tutmuyordu. Panikledim, ama panik, karar almanın en kötü anı. Döviz açık pozisyon deneyiminden çıkarken yaptığım ilk şey, maruziyeti net anlamaktı. Kaç aylık giderim dövize bağlı? Bu maruziyet ne kadar büyüyebilir? Sayıları yazmak, belirsizliği azalttı. İkinci adım, hızla erteleyebildiğim döviz giderlerini ertelemekti. Bazı sözleşmelerde esneklik bulduk, bazılarını yeniden müzakere ettik. Bir kısmı mümkün olmadı. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi: Gelecek için hedging mekanizması kurmak. Döviz açık pozisyon deneyimini yeniden yaşamamak için, gelir ve gider arasındaki döviz dengesine artık her ay bakıyorum. Sağ çıktım mı? Evet. Ama "sağ çıkmak" şirket kapanmadı anlamına geliyor, kayıp gerçekleşti, acıydı, bir dönem zorladı. En büyük ders şu oldu: Mali risk görünmez olmaktan çıktığında zaten geç kalınmış oluyor. Büyümeden önce görmek lazım.