**Osmanlı Divan-ı Hümayun neydi?** Osmanlı Divan-ı Hümayun, Osmanlı devletinin en yüksek yürütme, yargı ve yönetim organıydı. Padişahın hükümeti adına kararlar alınan, şikayetlerin dinlendiği ve devletin büyük meselelerinin tartışıldığı kuruldu. "Divan" toplanma ve konsey, "Hümayun" ise padişaha ait anlamına geliyor. **Divan kimlerden oluşuyordu?** Sadrazam (başbakan konumunda), vezirler, kazaskerler (askeri ve sivil yargı), defterdarlar (mali işler) ve nişancı (hukuki belgeler). Yabancı elçilerin kabulü, büyük davalar ve önemli devlet kararları Divan'da ele alınırdı. Osmanlı Divan-ı Hümayun'un yapısı ve işleyişi, çok işlevli bir devlet organını temsil ediyor. **Padişah Divan'a katılır mıydı?** Erken dönemde evet, ama 15. yüzyıldan itibaren Fatih Sultan Mehmed döneminde bu uygulama değişti. Padişah, Divan'ın üzerinde kafes arkasında oturur ve toplantıyı gözlemleyebilir ama toplantıya doğrudan katılmazdı. Bu yapı, sadrazamın yetkisini hem güçlendirdi hem de padişahın denetim imkanını korudu. **Divan ne sıklıkla toplanırdı?** Klasik dönemde haftada dört kez. Sabah erkenden başlar, öğle yemeğiyle son bulurdu. Divan toplantılarının ardından üyeler sadrazam konağında yemek yerdi. Osmanlı Divan-ı Hümayun bu ritüellerle hem işlev hem temsil gücü taşıyan bir kurumdu. **Şikayetler nasıl iletilirdi?** Halk, Divan'a doğrudan dilekçe sunabilirdi. Divan kapısı, teoride her Osmanlı vatandaşına açıktı. Bu "kapı açıklığı" ilkesi, Osmanlı adalet anlayışının simgesi haline geldi. Doğrudan erişim imkanı sayesinde taşra kadıları ya da yerel yöneticilere şikayet edilebilirdi. **Divan hangi tarihte önemini yitirdi?** 18. yüzyıldan itibaren Sadaret (Sadrazam makamı) güçlendi ve Divan'ın işlevlerini büyük ölçüde devraldı. Osmanlı Divan-ı Hümayun sembolik önemini korudu ama karar alma merkezi kayma yaşadı.