Sahne unutkanlığı diye bir şey olduğunu teoride biliyordum. 'Ben yaşamam, çok iyi çalıştım' diyordum. Altı ay prova yaptım, metni yüzlerce kez tekrarladım. Gösteri günü sahneye çıktım ve ikinci sahnede kaldım. Sahne unutkanlığı birdenbire gelir. Bir önceki repliğimi söyledim, sıra bende durdu ve aklım boşaldı. Repliği sanki hiç öğrenmemiştim. Suskunluk uzadı, kalp atışlarım kulaklarıma doldu. O an ne yaptım? Sahne deneyimi olan bir oyuncunun anlattığı tekniği uyguladım: sahnede kaldım, paniklemedim ve sahne içinde kalmaya çalıştım. Karakterimin o anda yapabileceği küçük bir hareket yaptım, arkadaşım durumu sezdi ve sırayı aldı. Beş saniyeydi, sonsuz gibi hissettirdi. Gösteriden sonra yönetmenimizle konuştum. Sahne unutkanlığını herkes yaşıyor dedi. Profesyoneller bile. Sırrı paniklemeden sahne içinde kalmak ve birbirine güvenmek. O geceden sonra provalarımı değiştirdim. Sadece metin değil, bağlam çalışması da ekledim. Repliği değil, repliğe götüren düşünce zincirini öğrendim. Sahne unutkanlığı olursa zinciri takip ediyorum. Şimdi gösteri öncesi titreyişim farklı. Korku değil, heyecan. Bu ayrımı o gece öğrendim.