Türk halk müziği enstrüman kalitesi meselesi, hem kültürel mirasın korunması hem de müzisyen deneyimi açısından ciddiye alınmayı hak eden bir sorundur. Bağlama, cura, kabak kemane ve benzer enstrümanların üretimindeki tutarsızlık, bu müzik geleneğinin geleceğine zarar vermektedir. Türk halk müziği enstrüman kalitesi için ortak standartların oluşturulamamasının arka planında birden fazla etken yatmaktadır. Atölye üretiminin baskın kalması, standardizasyonu hem zorlaştırmakta hem de bir bölümünce gereksiz görülmektedir. Zanaatın kişisel yorum ve ustadan çırağa aktarım geleneğiyle yürütülmesi, özgünlük açısından değerlidir; ancak kalite güvencesi söz konusu olduğunda aynı değer üretemez. Pazar mekanizması da bu sorunu pekiştirmektedir. Türk halk müziği enstrüman kalitesini değerlendirecek bağımsız test veya sertifikasyon sistemi bulunmamaktadır. Alıcı, ustanın itibarına ya da kendi kulak değerlendirmesine dayanmak zorundadır. Bilgi asimetrisi, düşük kaliteli ürünlerin kolayca piyasada tutunmasına olanak tanımaktadır. Enstrüman eğitimindeki standart eksikliği de bu tabloyla doğrudan ilişkilidir. Konservatuvarlardaki Türk halk müziği programları enstrüman kalitesini ders müfredatına dahil etmemektedir. Bu yüzden öğrenciler uzun yıllar teknik açıdan yetersiz enstrümanlarla çalışarak potansiyellerinin altında kalan bir gelişim seyri izlemektedir. Kültur politikası düzeyinde enstrüman kalite standartlarının belirlenmesi, geleneksel zanaatın yaşatılmasıyla çelişmez. Aksine, bu zanaata daha güvenilir bir ekonomik zemin sağlar. Standart, özgünlüğün düşmanı değil; güvenilirliğin temelidir.