Felsefe nedir sorusu, ilginç bir paradoks taşır: Felsefeyi tanımlamaya çalışmak başlı başına bir felsefi eylemdir. Yunancada "sophia" bilgelik, "philos" sevgi demektir. Yani felsefe, en basit çevirisiyle bilgelik sevgisidir. Ama bu tanım, felsefenin ne olduğunu tam olarak anlatmaz. Felsefe, sorular soran bir disiplindir. Ama sıradan sorular değil: "Gerçek nedir? Nasıl biliyoruz ki biliyoruz? Neden var olmaktansa var olmamak değil? Ahlaki bir karar nasıl alınır? Özgür irade mümkün mü?" gibi sorular. Bu soruların hepsinin ortak özelliği, kesin bir cevabı olmayan ama sorulmaya değer olduğu düşünülen sorular olmasıdır. Felsefe nedir diye soran birinin aklına hemen "soyut, işe yaramaz, ütopik" gibi kelimeler gelebilir. Bu önyargı yüzyıllar boyu süregelmektedir. Ama felsefenin pratik etkisi oldukça somuttur. Hukuk sistemleri, bilimsel yöntem, demokratik düşünce, insan hakları kavramı, bunların hepsi köklü felsefi tartışmalardan doğmuştur. Felsefe öğrenmek ne kazandırır? Kritik düşünme becerisi bunların başında gelir. Felsefe eğitimi alan biri, bir argümanı çabucak kabul etmez; öncüllerini sorgular, sonuçlarını değerlendirir, eksik noktaları arar. Bu beceri sadece akademik tartışmalarda değil, günlük kararlardan iş dünyasına kadar her alanda işe yarar. Bir diğer kazanım, belirsizliğe tahammüldür. Felsefe, kesin cevaplar vermez; ama belirsizlikle yaşamayı öğretir. Yanıtı bilinmeyen sorularla oturmak, onları aşmak yerine onlarla düşünmek, bu, günümüzün bilgi karmaşasında çok değerli bir beceridir. Felsefe aynı zamanda empatiyi de besler. Farklı düşünce sistemlerini anlamaya çalışmak, kendi görüşünüzle çelişen perspektifleri incelemek, başkasının bakış açısına saygıyla yaklaşmayı öğretir. Felsefe öğrenmek için üniversite okumak zorunlu değil. Büyük filozofların metinlerini okumak, tartışmalara katılmak, sorularla oturmak, felsefe bunlarla başlar. Hatta bir konuya dair "neden?" sorusunu üst üste sormak bile, felsefenin kapısını aralamaktır. Felsefe nedir sorusuna belki şöyle yanıt verilebilir: Dünyanın ve insanın ne olduğunu, nasıl bildiğimizi ve nasıl yaşamamız gerektiğini sormaya devam eden, hiçbir zaman tam bitmemiş bir konuşmadır.