Troglobiont tür mağara adaptasyon mekanizmaları, evrimin kör ve kaynak kısıtlı bir ortamda nasıl işlediğini gösteren özel bir pencere açar. Tam yeraltı ekosistemlerine bağımlı olan troglobiont organizmalar, görsel sistemin köreldiği, metabolik hız düşümleri ve biyolojik saatin değiştiği bir fizyolojik profil sergiler. Türkiye'nin karstik coğrafyası bu anlamda son derece zengindir. Toros Dağları'nın kireçtaşı karst yapısı binlerce mağara barındırır ve bunların önemli bir bölümünde henüz bilim dünyasına tanıtılmamış troglobiont tür mağara adaptasyon örnekleri bulunmaktadır. Antalya, Isparta ve Mersin illerindeki çeşitli mağaralarda troglobiont Niphargus amphipodlarına, kör bir Proteus benzeri balık türü adaylarına ve stenothermal böcek türlerine ilişkin kayıtlar mevcuttur. Görsel sistemin körelme süreci regresif evrim kapsamında değerlendirilir. Gözün işlevsizleşmesi evrimsel bir hedef değil, gen tamir mekanizmalarının seçilim baskısından uzaklaşması ve pleiotropik genlerin enerji dengesiyle yeniden düzenlenmesinin sonucudur. Amblyopsis türleri üzerinde yürütülen genomik çalışmalar, retina gelişiminden sorumlu genlerde pseudogenizasyon ve işlevsel azalma tespit etmiştir. Metabolizma düzenlemesi, troglobiont tür mağara adaptasyonunun belki de en ilginç boyutudur. Mağara ortamındaki besin akısı mevsimsel ve öngörülemezdir; bu durum düşük metabolik hız, yağ depolama kapasitesinin artırılması ve uzun açlık toleransını ön plana çıkarır. Bazı troglobiont türlerde standart metabolizma hızı yüzey eşdeğerlerine kıyasla %40-60 daha düşüktür. Kiroproterler ile troglobiont böcekler arasındaki trofik ilişki, mağara ekosisteminin enerji girişi açısından belirleyicidir. Yarasa guanosu bir allokton besin kaynağı olarak birincil üretici yokluğundaki mağara besin ağını besler. Guano ayrışma zincirinde saprofit funguslar, detritivor eklembaçlılar ve bunlarla beslenen avcı böcekler birbirini izler; troglobiont tür mağara adaptasyonu tam da bu zincirin her halkasında ayrı bir filogeneze konu olmuştur.