Frame by frame animasyon ilk kez denediğimde saniyelik bir klip için kaç çizim gerektiğini hesaplamadım. Hesaplasaydım belki başlamazdım. Bir saniye animasyon için yirmi dört kare. Bu yirmi dört ayrı çizim demek. Beş saniyelik bir animasyon için yüz yirmi çizim. Kısa, basit bir döngü için üç dört saniye. Bunu fark ettiğimde masada zaten otururdum ve ilk on kareyi çizmişim. Frame by frame animasyon tekniğinde her kare öncekiyle ilişkili ama bağımsız. Karakterin kolunu bir konumdan diğerine götürürken her ara pozisyonu ayrı çiziyorsunuz. Hareketi sadece başlangıç ve bitiş noktasıyla veremiyorsunuz, araya giren her an önemli. Bu süreç bana hareketi farklı gözlemlememi sağladı. Bir insan yürürken ne yapıyor tam olarak? Omuzlar nasıl hareket ediyor? Ağırlık hangi ayakta, dizler nasıl bükülüyor? Bunları çizmek için önce gözlemlemek gerekiyor. Frame by frame animasyon tekniğinin en çok zorlandığım kısmı "squash and stretch" prensibiydi. Cansız görünen animasyonun sebebi çoğunlukla bu etkinin eksikliği. Nesneler gerçekte şekillerini biraz değiştiriyor, çarparken sıkışıyor, gererken uzuyor. Bu mikro değişimler gözle zor yakalanıyor ama olmayınca animasyon plastik görünüyor. Başladığım o klibi bitirdim. Uzun sürdü. Ama bitişinde o döngüyü çalışırken izlemek, her kareyi nereye koyduğumu bilmek, bu başka bir tatmin. Frame by frame animasyon emek yoğun ama elde edilen kontrol hissi, kısayollarla yapılamayacak bir şey.