Işık kirliliği astronomi için her geçen yıl daha ciddi bir engel hâline geliyor. Küresel ölçekte yapay aydınlatma artışı, gözlenebilen yıldız sayısını dramatik biçimde azaltıyor; kentsel bölgeler yakınında profesyonel ve amatör gözlemevleri tesisin kurulduğu zamana kıyasla çok daha yoğun bir ışık perdesiyle boğuşuyor. Buna karşın ışık kirliliği astronomi tartışmalarında merkezde yer almıyor. Işık kirliliği astronomi camiasında neden yeterli ağırlık taşımıyor? Bir neden pratiktir: profesyonel astronomlar etkilenen gözlem programlarını uzay teleskoplarına, daha uzak yerlere ve kızılötesi gibi alternatif dalga boylarına kaydırarak kısmen adapte oldu. Adaptasyon şikâyeti azaltır; fakat sorunu çözmez. İkinci neden disiplin içi önceliklerdir. Astronominin gündemini karadelikler, dışgezegen keşifleri ve kozmoloji belirliyken ışık kirliliği politika ve kentsel planlama meselesi olarak görülür. Bu ikisini bağlayan disiplinler arası bir dil henüz güçlü biçimde kurulmamıştır. Üçüncü neden ise kültürel kayıpla ilgilidir: gece gökyüzünü çıplak gözle izleme deneyimi, özellikle şehirde büyüyen nesiller için artık normalden çıktı. Bu deneyimi hiç yaşamamış biri için kaybı hissetmek güçtür. Işık kirliliği astronomi tartışmalarının dışında bir savunuculuk dilini de beslemesi gerekiyor: gece gökyüzü bir doğal miras, kültürel bir deneyim ve ekosistem bütünlüğünün bir parçasıdır. Çözüm teknolojik olarak mevcut: yönlendirilmiş aydınlatma, mavi ışık azaltma ve kentsel ışık yönetim politikaları gece gökyüzünü kısmen iade edebilir. Bu çözümler enerji tasarrufu ile örtüştüğü için ekonomik teşvikler de mevcuttur. Gereken şey politik irade ve farkındalıktır.