Söylem analizi yöntemleri, dilin sadece anlam taşıyan bir araç olmadığını; sosyal gerçekliği inşa eden, güç ilişkilerini yeniden üreten ve ideolojik konumlar taşıyan bir pratik olduğunu kabul eden araştırma yaklaşımlarının bütünüdür. Eleştirel söylem çözümlemesi (CDA, Critical Discourse Analysis) bu yaklaşımlar içinde en sistematize edilmiş ve en geniş uygulama alanına sahip olanıdır. Söylem analizi yöntemleri Foucaultcu söylem kavramından başlayarak daha analitik odaklı yaklaşımlara uzanan bir spektrum içinde konumlanır. Foucault için söylem, belirli bir dönemde nelerin söylenebileceğini, nelerin gerçek sayılabileceğini ve hangi öznelliklerin mümkün olduğunu düzenleyen bir pratikler toplamıdır. Bu yaklaşım tarihsel arşiv analizini güç-bilgi ilişkileri çerçevesinde okur. Fairclough'un üç boyutlu modeli eleştirel söylem çözümlemesinin en yaygın kullanılan operasyonel çerçevesini sunar: metin analizi, söylemsel pratik analizi ve sosyal pratik analizi. Metin düzeyinde kelime tercihleri, dilbilgisel yapılar, metafor kullanımı ve modalite incelenir. Söylemsel pratik düzeyinde metnin nasıl üretildiği ve nasıl tüketildiği araştırılır; metinlerarasılık (intertextuality) burada anahtar bir kavram olarak devreye girer. Sosyal pratik düzeyinde ise söylem kurumsal bağlamlar, güç ilişkileri ve ideolojik etkilerle bağlantılı olarak analiz edilir. Van Dijk'ın sosyo-bilişsel yaklaşımı, söylem ile bilişsel temsiller arasındaki ilişkiyi vurgulayarak gruplar arası önyargıların ve ayrımcılığın söylemde nasıl yeniden üretildiğini çözümlemeyi hedefler. Medya metinleri, siyasi konuşmalar ve kurumsal belgeler bu yaklaşımın en sık analiz ettiği metin türleridir. Eleştirel söylem çözümlemesine yönelik temel metodolojik eleştiri, araştırmacının yorumunun nasıl sistematik ve intersubjektif biçimde doğrulanabileceği sorusudur. Analiz sürecinin şeffaflığı, örnekleme kararlarının açıklanması ve bulguların alternatif yorumlarla karşılaştırılması bu eleştiriyi karşılamada kritik önem taşır.