Çocuk bakımı tek başına üstlenme meselesi, bireysel bir tercih değil yapısal bir başarısızlığın sonucudur. Türkiye'de ve dünyada milyonlarca ebeveyn, çoğunlukla anne, devlet desteği, işveren esnekliği ve toplumsal dayanışma olmaksızın bu yükü yalnız taşıyor. Çocuk bakımı tek başına üstlenmenin en ağır bedeli kadınların iş hayatına yansıyor. Kreş erişiminin sınırlı olduğu, işverenlerin esnek çalışmayı desteklemediği ve gündüz bakımının maddi olarak ulaşılamaz göründüğü koşullarda pek çok anne kariyerinden vazgeçmek zorunda kalıyor. Bu bir bireysel karar değil, sistematik baskının sonucu. Babaların çocuk bakımı süreçlerinden dışlanması da bu tabloya katkıda bulunuyor. Toplumsal normlar bakımı anneye atfederken babayı "yardımcı" konumuna indirgiyor. Bu ayrım hem anneler hem de babalar için zarar verici: Anneler tükeniyor, babalar ise çocukla bağ kurma fırsatını kaçırıyor. Kamu politikasının bu alanda yetersiz kaldığı açık. Kreş teşviklerinin sınırlı kalması, ebeveyn izninin dengesiz yapısı ve bakım ekonomisinin görünmez sayılması, çocuk bakımı tek başına üstlenme sorununun kronikleşmesine neden oluyor. Bireysel çözümler aramak yerine yapısal sorunu görünür kılmak gerekiyor. Ücretli ebeveyn izni, erişilebilir kreşler ve işyerinde esneklik politikaları bu yükü dağıtmanın tek gerçekçi yolu. Toplumun bakımı değersiz görmesi, en başta çocuklara zarar veriyor.