Tango öğrenmek istediğimi söylediğimde dans çevresindeki herkes aynı şeyi dedi: 'Partner olmadan olmaz.' Yalnız tango öğrenmek kimsenin aklına bile gelmiyordu. Oysa ben partnersiz başladım ve birkaç yıl sonra sahnede dans ettim. Yalnız tango öğrenmek için önce teknik videoları izledim. Adımları tek tek parçaladım. Ayak pozisyonlarını aynada çalıştım. Ağırlık aktarımını, duruşu, gövde eksenini, bunların hepsini solist olarak öğrendim. Partner olmadan bir şeylerin eksik kalacağını biliyordum, ama mevcut olanı en iyi şekilde çalışmak istiyordum. Altı ay sonra ilk kez bir grup dersine katıldım. Orada fark ettim: yalnız çalışırken öğrendiklerim beni çok iyi bir temelle donatmıştı. Adım bilgim güçlüydü, gövde kontrolüm diğer yeni başlayanlardan farklıydı. Ama partnerin ağırlığını almak, o karşılıklı iletişimi kurmak, bunu gerçekten ancak bir partner ile öğrendim. Yalnız tango öğrenmek mümkün, ama eksik. Bu ikisini birlikte söylemek gerekiyor. Yalnız çalışmak tekniği verir, partner çalışması ruhu verir. Birini diğerinin yerine koymak yetersiz kalır. Benim öğrendiğim şu: 'Partner olmadan olmaz' sözü bir engel değil, bir kılavuz. Ben o kılavuzu tersinden okudum, önce kendi bedenimle anlaştım, sonra başkasıyla. Belki alışılmış yol değildi, ama benim için işe yarayan yol buydu.