Varlığa dayalı menkul kıymet tranche kavramları, yapılandırılmış finansın en teknik ve en çok yanlış anlaşılan alanlarından birini oluşturur. ABS, asset-backed securities, nakit akışı üreten bir varlık havuzunun menkul kıymetleştirilmesiyle oluşturulur; mortgage, otomobil kredisi, kredi kartı alacağı veya öğrenci kredisi havuzları bu yapıların tipik alt varlıklarıdır. Varlığa dayalı menkul kıymet tranche yapısının özü şudur: tek tip riskli varlık havuzundan birbirinden farklı risk-getiri profillerine sahip menkul kıymetler üretilmesi. Bu üretim tranching, dilimleme, mekanizmasıyla gerçekleşir. Aynı varlık havuzu, kayıp önceliğine göre sıralanan katmanlara bölünür. Senior tranch, kayıpları en son üstlenir ve bu nedenle en düşük getiriyle en yüksek kredi notu almaya layık görülür. Mezzanine tranch orta düzey risk-getiri profiline sahipken equity ya da first-loss tranch en düşük öncelikli ve en yüksek beklenen getirili dilimdir. Waterfall yapısı, nakit akışlarının dilimlere dağıtılma sırası, bu mekanizmanın operasyonel kalbidir. Periyodik ödemeler veya anapara geri ödemeleri önce senior tranche, ardından aşağıdaki sıralamayla diğer dilimlere aktarılır. Kayıplar ise zıt yönde; equity tranch'den yukarıya doğru yutulur. Bu ters simetri senior yatırımcılar için koruma katmanı işlevi görür. Kredi derecelendirme metodolojisi açısından tranche yapısı rating arbitrajına olanak tanır: birleşik AAA-rated senior tranch'in ortalama kredi notundan daha yüksek not alması mümkündür çünkü notun dayandığı beklenen kayıp senaryolarında dilimin koruyucu tamponları dikkate alınır. 2008 krizinde bu metodolojik yaklaşımın zayıflığı, korelasyon varsayımlarının stres döneminde çökmesi, dramatik biçimde açığa çıktı. Bugün varlığa dayalı menkul kıymet tranche analizi, Dodd-Frank düzenlemeleri sonrasında risk tutma yükümlülükleri (risk retention), şeffaflık standartları ve stres testleri açısından yeniden yapılandırılmış bir çerçeve içinde sürdürülmektedir.