Sokak hayvanları gönüllülüğü dönemim iki yıl sürdü. Haftada iki gün mama dağıtımı, ayda bir kez tuzak-kısırlaştır-bırak operasyonlarına destek, zaman zaman hastalanan hayvanlara bakım. Bu süre bende çok derin izler bıraktı. Sokak hayvanları gönüllülüğüne başladığımda beklentim basitti: hayvanları doyuralım, iyileşsinler. Ama çok daha karmaşık bir ekosistemle karşılaştım. Mahalle sakinlerinin tepkileri, belediyeyle koordinasyon, kendi içinde bile farklı görüşlere sahip gönüllü grupları. İnsan boyutu hayvan boyutundan az değildi. En zor an, iyileşmesini beklediğim bir kediyi kaybetmekti. Haftalarca takip ettim, veterinere götürdük, iyileşiyordu derken bir sabah yoktu. Sokak hayvanları gönüllülüğünde kaybı sindirmek öğrenilmesi gereken en ağır şey. Ama en güzel anlar da vardı. Hastalıktan dönen bir köpeğin tekrar koşması, ürkek bir kedinin zamanla ellere alışması, mama verdiğimizde o tanıdık havayla koşup gelmesi. Bu anlar insanı yerden kaldırıyor. Sokak hayvanları gönüllülüğü dönemim bitti ama bıraktıkları bitmedi. Artık sokakta bir hayvan görünce farklı bakıyorum. Onların dünyasının ne kadar kırılgan olduğunu, bizim bir bardak su koymanın o dünyada ne kadar büyük anlam taşıdığını biliyorum.