Bir muhabir sizi beklenmedik bir anda yakalıyor ya da resmi bir basın toplantısında söz almanız gerekiyor. Medyayla iletişim, bu tür anlarda nasıl davranacağınızı belirleyen bir beceri setidir, ve büyük ölçüde öğrenilebilir. Medyayla iletişimde en sık yapılan hata, mikrofon ya da kamerayla karşılaşıldığında aniden açık sözlü olmak ya da tam tersine donup kalmak. Her ikisi de istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Soğukkanlı kalmanın temel prensipleri: Mesajınızı önceden belirleyin. Medyayla iletişimde hazırlıklı olmak, sürprize karşı en güçlü savunmadır. Aktarmak istediğiniz iki ya da üç temel mesajı önceden netleştirin. Soru ne olursa olsun, bu mesajlara dönme pratiği yapın. "Bilmiyorum" demekten kaçınmayın. Emin olmadığınız bir konuda tahmin yürütmek, medyayla iletişimde ciddi risk taşır. "Bu konuda kesin bilgim yok, ama doğru bilgiye ulaştığımda paylaşabilirim" çok daha sağlam bir yanıt. Baskı altında tempo düşürün. Hızlı konuşmak, gerginliği ele verir. Yavaş ve net konuşmak ise kontrolü elinizde tuttuğunuzu gösterir. Derin bir nefes almak ve cevabı yapılandırmak için bir iki saniyelik duraklama tamamen normaldir. Tuzak sorulardan haberdar olun. "Şunu kabul ediyor musunuz ki..." ya da "Bu başarısızlık değil mi?" gibi soru biçimleri, sizi hazır bir çerçeveye yerleştirmeye çalışır. Medyayla iletişimde bu çerçeveyi reddetmek ve kendi sözcüklerinizle yeniden kurmak hakkınızdır. Köprü tekniğini kullanın. Bir soruya yanıt verdikten sonra, kendi mesajınıza geçiş yapın: "...ve aslında bu konuda şunu belirtmek istiyorum." Bu geçiş tekniği, medyayla iletişimde deneyimli konuşmacıların sıkça başvurduğu bir araçtır. Medyayla iletişim bir kriz döneminde değil, öncesinde öğrenilmesi gereken bir beceri. Pratik yaptıkça soğukkanlılık da yerleşir.