Lise biyoloji dersinde bir şey öğrenmiştim ve bu şey aklıma o kadar kazınmıştı ki üzerine hiç düşünmemiştim. Yıllarca söyledim bunu insanlara. Hatta tartışmalarda savundum. Evrim teorisi yanlış inanış konusunda en yaygın olanlardan biriydi benim hâlim: "İnsan maymundan türedi." Bu cümle yanlış. Tamamen, kökten yanlış. Ama ben bunu üniversiteye kadar bilmiyordum. Üniversitenin ilk yılında evrimsel biyoloji dersine girene kadar. Hocanın anlattığı şu oldu: İnsanlar ve şempanzeler, çok daha eski bir ortak atadan ayrışmıştır. Evrim teorisi yanlış inanışın tam burada başladığını söyledi hoca. Kimse kimden türemedi, iki ayrı dal, ortak bir kökten bambaşka yönlere büyüdü. Tıpkı iki kardeşin aynı anne-babadan gelmesi ama birbirinden türememesi gibi. Bu analoji bir anda her şeyi netleştirdi. Otururken gerçekten yüzüm kızardı. Kaç kişiye "insan maymundan türedi, bunu kabul etmek gerekiyor" demiştim? Evrim teorisi yanlış inanışını ben yaymıştım, bunu düzelteyim derken. Daha da ilginç olan şu: bu yanlış anlamanın neden bu kadar yaygın olduğunu araştırmaya başladım. Çünkü açıklama gerçekten zor. "Ortak ata" kavramı soyut. Zihinsel olarak görselleştirmek güç. Ama "maymundan türeme" ifadesi, yanlış da olsa, hemen bir resim oluşturuyor kafada. Beyin basit anlatıyı seçiyor. Evrim teorisi yanlış inanışların bir kısmı niyetsizce yayılıyor. İnsanlar ret etmek için değil, anlatmak kolaylığı için basitleştiriyor. Bu beni bir tür teselli etti, ama yanılmanın sorumluluğunu kaldırmadı tabii. O günden beri bir şey değişti: bir konuyu ne kadar bildiğimi tahmin etmeden önce o konuyu birine nasıl anlatabileceğimi test ediyorum. Eğer açıklarken "şey işte, yani, hani" demeye başlıyorsam, aslında bilmiyorum demektir.