Buzulların erimesi son veriler ışığında daha önce öngörülenden hızlı ilerlediğini gösteriyor. Uluslararası Buzul Takip Merkezi'nin açıkladığı yıllık rapora göre, 2025 yılında küresel ölçekte kayıp edilen buz hacmi, 2000'li yılların başıyla kıyaslandığında iki katından fazlaya çıktı. Buzulların erimesi meselesini ele alan araştırmacılar, bu hızlanmanın ardında yüzey suyu sıcaklıklarındaki artış ve kış aylarında yeterli kar yağışının yaşanmaması gibi birden fazla faktörün birleştiğini açıkladı. Özellikle Grönland ve Antarktika'daki büyük buz tabakalarında gözlemlenen kayıplar, deniz seviyesi projeksiyonlarının yukarı yönlü revize edilmesine yol açtı. Türkiye'nin de gözlemcisi olduğu uluslararası platformlara aktarılan verilere göre Himalayalar, And Dağları ve Alpler'deki buzullar kritik eşiğe yaklaşıyor. Bu dağlardaki buzulların eriyen suyuna bağımlı milyonlarca insan için tatlı su güvenliği ciddi bir risk unsuru haline geldi. Norveç Kutup Enstitüsü araştırmacıları, buzulların erimesi sürecinin kendini besleyen bir döngü oluşturduğunu kaydetti. Buz yüzeyinin azalmasıyla birlikte güneş ışınımını yansıtma kapasitesi düşüyor; bu durum zeminin ısınmasını hızlandırıyor ve daha fazla buz erimesine zemin hazırlıyor. Deniz seviyesindeki yükselmenin kıyı kentleri için oluşturduğu tehdit, raporda öne çıkan bir diğer bulgu oldu. Önümüzdeki on yıllarda kıyı taşkınlarının daha sık ve şiddetli yaşanacağı tahmin ediliyor. Bilim insanları, buzulların erimesini yavaşlatmanın tek yolunun küresel karbondioksit salınımını düşürmek olduğunu vurguluyor. Raporun yayımlanması, iklim müzakerelerinde buz kaybına ilişkin bağlayıcı taahhütlerin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.