Platform bazlı içerik stratejisi, dijital pazarlamanın en temel gereksinimlerinden biri olmasına karşın pek çok marka hâlâ aynı görseli, aynı metni ve aynı formatı tüm kanallara dağıtmaktadır. Bu yaklaşım zaman tasarrufu gibi görünür ama aslında her kanalda verimsizlik üretir. Platform bazlı içerik stratejisini zorunlu kılan ilk gerçek, kullanıcı davranışının kanaldan kanala köklü biçimde değişmesidir. Bir kullanıcı akış hızlıdır ve görsel baskınlık arar; video odaklı bir platformda uzun metinli paylaşım kaybolur. Profesyonel ağlarda ise sektörel derinlik ve veri ön plandadır; bu ortamda eğlence ağlarının kısa ve esprili içerikleri yabancı ve güvensiz görünür. İçerik formatı da platforma göre farklılaşmak zorundadır. Yatay format masaüstü için idealken dikey format mobil kullanıcı için tasarlanmıştır. Yanlış format seçimi içeriğin kırpılmasına ya da tanımsız görünmesine yol açar. Bu teknik sorun bile tek başına platform bazlı içerik stratejisini zorunlu kılmaya yeterlidir. Algoritmalar da bu tartışmada belirleyici bir rol oynar. Farklı platformların algoritmaları, yerel üretilen içerikleri dışarıdan çekilen içeriklere göre daha fazla gösterir. Başka bir platformdan gelen bir paylaşım, link önizlemesi veya boyut uyumsuzluğuyla hemen belli olur ve organik erişimi düşürür. Platform bazlı içerik stratejisi ek iş yükü getirir, bu doğrudur. Ancak bu yük, her kanalda tutarsız ve verimsiz içerik yayınlamanın uzun vadeli maliyetiyle kıyaslandığında kabul edilebilir bir yatırımdır. Daha az kanal, daha iyi içerikle yönetmek her zaman daha akıllıca bir seçimdir.