Org çalma deneyimim, yıllar önce ailemde dinlediğim kilise müziğiyle başladı. Çocukken o ağır, derin sese hayrandım. Büyüyünce öğreneyim diyordum; büyüdüm, unuttum. Ta ki bir dolap temizliğinde eski notalarımı bulana kadar. Org çalma deneyimine başlamak için önce bir enstrüman bulmam gerekiyordu. Gerçek bir org evde mümkün değil; ama dijital olarak üretilmiş org sesi ve doğru klavye düzeneğiyle başlamak mümkün. İlk aşamada standart bir klavye kullandım, pedal mekanizması olmadan. Org çalma deneyimi pianodan farklı. Org notta dururken ses sürer; piyano sesi zamanla kısalır. Bu iki çalgının tekniği köklü biçimde ayrışıyor. Org çalarken parmak bağlantılarına ve legato çalmaya çok daha dikkat etmek gerekiyor. Birkaç ay sonra kullanışlı bir pedal aparatı ekledim. Ayakla bas sesini çalmak, ellerin melodiyle eş zamanlı işlemesini gerektiriyor. Bu koordinasyon başta karmaşık geldi. Org çalma deneyiminin en zorlayıcı kısmı buydu; ama aynı zamanda en tatmin edici kısmı da. Bir yıl sonra hobiden tutkuya dönüştürdüm; ama asla tam anlamıyla tamamlanmış hissetmedim kendimi. Org çalma deneyimi benim için sürekli derinleşen bir alan; öğrendikçe ne kadar çok şey kaldığını görüyorsunuz. O eski notaları bulduğum günün üzerinden iki yıl geçti. Çocukken hayranlık duyduğum o sesi artık biraz da olsa üretebiliyorum. Bu his tarif edilemiyor.