Tarihi yapı tescil sorunları, koruma sisteminin kalbindeki çürümeyi yansıtmaktadır. Bir yapının tescil edilmesi, onu koruma altına almak anlamına gelmelidir; ancak Türkiye'de bu süreç çoğu zaman kâğıt üzerinde bir statüden öteye geçememektedir.\n\nTarihi yapı tescil sorunlarının ilki, sürecin yavaşlığıdır. Tescil başvurusu yapılan yapılar, karar aşamasına gelmeden yıkılabilmektedir. Kültür Bakanlığı ve yerel kurullar arasındaki koordinasyon eksikliği, bazı yapıların koruma kararı gelmeden dönüşüm sürecine alınmasına yol açmaktadır.\n\nTescilli olmasına karşın bakımsız bırakılan yapılar da önemli bir sorun oluşturmaktadır. Mülk sahipleri tescil kararını, yapıyı restore edememe ve dönüştürme yasağı gibi yükümlülüklerle yorumlamaktadır. Devletin tescil getirdiği ama restore için kaynak sağlamadığı bu durumda yapılar kaderlerine terk edilmektedir. Yıllar içinde çöküntü kaçınılmaz olduğunda ise yapı \"tehlikeli\" ilan edilerek yıkım kararı çıkarılmaktadır.\n\nTescil listelerinin güncellenmeme sorunu da ciddiyetini korumaktadır. Pek çok tarihi yapı tescil listelerinin dışında kalmaktadır. Ayrıca tescilli yapıların parsel bazında değil, bütüncül tarihi çevre olarak korunması gerekirken çevre parsellerdeki gelişmeler denetim dışı kalmaktadır.\n\nSistematik bir çözüm için tescil sürecinin hızlandırılması, mülk sahiplerine yönelik restorasyon teşvikleri ve çevre koruma alanlarının tescil sistemine dahil edilmesi zorunludur. Tescil bir statü değil, aktif bir koruma taahhüdü olarak yeniden tanımlanmalıdır.