Uzun bir dönem her şeyi kontrol etmeye çalışıyordum. Projeleri, ilişkileri, günün akışını. Kontrol edemediğimde panikleyip daha sert tutunmaya çalışıyordum. Bu döngü yorucuydu ve hiçbir zaman istediğim sonucu vermiyordu. Taoizm felsefesiyle tanışmam tesadüfen oldu. Bir kitapçıda gezinirken elimde kaldı, sayfaları çevirdim, bir cümle gözüme takıldı: "Işık vermek için yanan balmumu kendini tüketir. Su akmak için çaba harcamaz." Bu benim için bir şeyleri değiştirdi. Taoizm felsefesinin merkezinde olan "wu wei" kavramı, zorlamadan eylem, bana önce çelişkili geldi. Hareketsizlik mi başarının anahtarı? Hayır, tam olarak değil. Wu wei, nehrin taşı oyması gibi hareket etmek demekti. Nehir taşa kızmıyor, onu ezmeye çalışmıyor. Etrafından akıyor, zamanla şekillendiriyor. Bu fikri kendi hayatıma uygulamak deneme yanılma gerektirdi. Zorlandığım bir ilişkide daha sert tutunmak yerine bırakmayı denedim, tam anlamıyla vazgeçmek değil, sonucu kontrol etme çabamı bırakmak. O ilişki düzeldi mi? Kısmen. Ama daha çok ben düzeldim. Tutunmanın verdiği gerginlik gitti. Taoizm felsefesi aynı zamanda değişimin kaçınılmazlığını kabul etmemi sağladı. Her şey dönüşüyor, döngüler var, mevsimler var. Biri biten bir kapıya çok uzun süre kafamı vururken, açık olan başka kapıları görmüyordum. Şimdi zorlandığım anlarda kendime şunu soruyorum: burada will mi kullanıyorum, yoksa flow mu? İkisi aynı değil. Will zorla iter, flow doğru yönü bulur. Taoizm beni bir çözüme götürmedi; ama soruyu değiştirdi. Ve bazen doğru soruyu bulmak, cevabı bulmaktan daha değerli.