Maniyerizm sanat tarihi açısından tartışmalı bir dönemleme kategorisidir: bir kuram onu Rönesans idealizminin krizinden doğan anksiyete estetiği olarak tanımlarken diğeri kurgusallığı ve yapaylığı ustalıkla oynanan sofistike bir oyun olarak yorumlar. Her iki yaklaşım da 1520-1600 arasındaki İtalyan resminin belirli özelliklerini yorumlar: uzatılmış figür oranları, girift kompozisyon, artificiality ithafı ve renk gamında psikolojik gerilim. Maniyerizm sanat tarihi terminolojisinde maniera kavramı 16. yüzyılda olumlu çağrışım taşırdı: belirli bir sanatçının tanımlanabilir kişisel stili ve bu stildeki ustalıktı. Vasari'nin sanat tarihçiliğinde Michelangelo ve Raphael'in ardından gelen kuşak bu ustayı bilinçli olarak aşmaya değil steganografik biçimde dönüştürmeye çalışır. Pontormo ve Rosso Fiorentino'nun renk çözümleri, yüzey düzlenmesi ve figürel gerilim bu programın en tutarlı örnekleridir. Maniyerizm sanat tarihi tartışmasının ideolojik boyutu iki önemli bağlama yerleşir. Birincisi Roma'nın yağmalanması (1527, Sacco di Roma): bu tarihsel kırılmanın Floransa'daki sanatçılar üzerinde doğrudan bir travmatik etki ürettiği ve maniyerist anksiyeteyi tetiklediği savunulur. İkincisi Medici himayesinin siyasal dönüşümü: Floransalı sanatın cumhuriyetçi referanslarını monarşik ikonografiye dönüştürme sürecinde maniyerizm, gücü estetize eden bir kurumsal dil işlevi görür. Princeton okulu maniyerizmi Orta Avrupa mahkeme sanatıyla bütünleştirerek yorumlar: Rudolf II'nin Prag sarayında toplanan Arcimboldo, Spranger ve Bartholomeus Spranger, maniyerizmin siyasal alanın dışında tamamen estetik bir saray oyunu olarak işlev gördüğü bir bağlam sunar. Bu yorum maniyerizm sanat tarihinin doğrusal bir kriz anlatısından kaçmasını mümkün kılar.