2D animasyon timing meselesi benim için teknik değil sezgisel bir soruydu. Ve sezgiyi kazanmak zaman aldı. 2D animasyon öğrenmeye başlayınca temel prensiplerle karşılaştım. "12 prensip" deniyor, ağırlık, anticipation, squash and stretch gibi kavramlar. Bunları okudum, anladım gibi hissettim. Ama animasyon yapınca çıkan şey cansız görünüyordu. 2D animasyon timing sorunumu ilk fark ettiğim an şuydu: bir karakter yürüyor ama yürümüyor gibi görünüyor. Bacaklar hareket ediyor, ama ağırlık hissi yok. Robotik. Neden? Birine gösterdim. Şunu söyledi: "Timing yanlış. Her kare eşit süre duruyor." Bunu anlamam bir dakika aldı. Gerçek harekette her an eşit sürmez, hızlanma var, yavaşlama var. İnsan yürürken ayak yere basarken duraksıyor, kalkarken hızlanıyor. 2D animasyon timing kavramı ease in/ease out ile somutlaştı. Hareketin başı ve sonu yavaş, ortası hızlı. Ya da tam tersi. Bu değişim, harekete ağırlık ve doğallık veriyor. Bu prensibi öğrendikten sonra yaptığım animasyonları yeniden düzenledim. Aynı karakterin yürüyüşüne timing değişiklikleri ekledim. İzlediğimde fark inanılmazdı, aynı çizimler, ama canlı görünüyordu artık. 2D animasyon timing öğrenmek için en faydalı egzersiz şu oldu: gerçek hayattaki hareketleri yavaş çekim videolarıyla incelemek. İnsanların nasıl oturduğunu, bir nesneyi nasıl tuttuğunu, düşerken nasıl tepki verdiğini frame frame analiz etmek. Animasyon hayatı taklit ediyor, hayatı doğru gözlemleyen, animasyonu doğru yapıyor.