Kirada oturuyorum ve bahçem var, ama bu benim değil. Kiracı bahçe deneyimi diyebileceğim bu durum, hem yaratıcı olmayı hem de sınırları kabul etmeyi öğretti bana. Ev sahibiyle anlaşma yaparken 'bahçeyi kullanabilirsiniz ama yapısal değişiklik yapamazsınız' dediler. Demek ki kalıcı bir şey dikemezdim, duvar yapamadım, zemin değiştiremezdim. Kiracı bahçe deneyiminin en büyük kısıtı buydu başta. Bu kısıta çözüm olarak taşınabilir bahçeye yöneldim. Büyük saksılar, ahşap balkon kasaları, taşınabilir bitki standları. Her şeyi yerinden kaldırabilecek şekilde düzenledim. Bu aslında düşündüğümden çok daha esnek ve yaratıcı bir yaklaşım çıkardı ortaya. Kiracı bahçe deneyiminde en büyük zorluğum toprak işiydi. Bahçenin zemini yorgun, besinsiz topraktı. Bunu bir başka yerde olsa kazardım, iyileştirirdim. Ama buraya derin müdahale edemezdim. Yükseltilmiş yatak sistemi kurdum, kendi güzel toprağımı doldurdum içine. Hem toprak sorununu çözdüm hem de ev sahibini rahatsız etmedim. İki yıl sonra taşındım. Bıraktığımda bahçe biraz daha yeşildi, biraz daha zengin. Sahip olmadan sevmek mümkün. Kiracı bahçe deneyimi bana mülkiyetin bir ön koşul olmadığını gösterdi. Tohumla, suyla ve inatla, yere ait olmadan da yetiştirmek mümkün.