Film izlerken not tutmak kulağa garip geliyor. Sinema ya da ev ekranı, iyi bir film sizi kapatır; analizle değil duygularla izlersiniz. Ama bazı izleyiciler ve özellikle film okumak ya da eleştiri yazmak isteyenler için bu alışkanlık çok farklı kapılar açıyor. Film izlerken not tutmanın en doğrudan faydası bellek. Bir film bittikten saatler ya da günler sonra detayları hatırlamak zorlaşıyor. Bir sahneyi, bir diyaloğu, bir renk tercihini not etmek sonraki tartışmada ya da yazıda o detayı canlı tutuyor. Daha önemlisi, not almak dikkatli izlemeyi zorluyor. Bir şeyi not edebilmek için önce fark etmek gerekiyor. Bu fark etme edimi film okumayı derinleştiriyor: yönetmenin kamera açısı seçimi, müziğin sahneye kattığı katman, bir karakterin el hareketi... Bunlar seyirken sezgisel olarak hissediliyor ama not tutulduğunda bilinçli bir gözlemin parçası haline geliyor. Peki pratik nasıl işliyor? Çok karanlık ortamda not almak rahatsızlık yaratıyor. Bazıları telefona hızlıca kelimeler yazıyor, bazıları küçük bir not defteri kullanıyor. Uzun cümleler değil; tek kelime ya da kısa bir ifade çoğu zaman yeterli, film bittikten hemen sonra genişletmek için. Film izlerken not tutmak deneyimi olumsuza da çevirebilir. Eğer sürekli not alma kaygısıyla filmden kopuluyorsa veya duygusal sürüklenme kırılıyorsa, not alma seyri bozuyor. Bu yüzden ne zaman not alıp ne zaman sadece izleyeceğini bilmek bir denge meselesi. İzledikten sonra notları genişletmek, filmi ikinci kez deneyimlemek gibi. Zihin o sahneleri yeniden çalıştırıyor, bağlantılar kuruyor ve anlayış derinleşiyor.