Bir sabah tanıdığım biri mesaj attı: "Bunu gördün mü?" Bağlantıya tıkladım. Benim ürün fotoğraflarım, benim açıklama metnlerim, benim fiyat yapım. Farklı bir isim, aynı her şey. Rakip kopyalama girişim benim için hem öfke hem de tuhaf bir şaşkınlıktı. İlk düşüncem hukuki yol oldu. Sonra sakinleştim ve saatlerce araştırdım. Hukukun bu alanda ne kadar yavaş işlediğini gördüm, üstelik maliyetli de. Enerjiyi başka yöne harcamaya karar verdim. Rakip kopyalama girişim bana şunu anlattı: kopyalanmak bir ölçüde doğrulama da. Birisi senin modelinin işlediğini düşündüğü için taklit ediyor. Ama kopyanın asıl zaafı şu: asıl hikayeyi bilemez. Stratejim markanın arkasındaki insanı öne çıkarmaktı. Müşterilerim soyut bir şirket değil, beni tanıyordu. Ürünün nereden geldiğini, nasıl geliştiğini biliyorlardı. Bu hikaye kopyalanamaz. Aynı zamanda üç ay içinde iki yeni özellik çıkardım, rakip beni kopyalamışsa, artık eski haline kopyalıyordu. Hız ve evrim, kopyacının en büyük düşmanıdır. Rakip kopyalama girişim deneyiminin son bölümü şaşırttı: o rakip altı ay sonra kapandı. Ürünü kopyalamıştı ama ürünü neden kimin için yaptığını kopyalayamamıştı. Ben hâlâ burdayım.