Ev okulu eğitimi deneyimim, bir karardan önce çok uzun bir süreçten geçti. Çocuğumun standart okul ortamında mutsuz olduğunu fark etmiştim ama "bu geçer" dedim. Geçmedi. Okula gitmek istememe, karın ağrısı, ağlamalar. Doktor değerlendirmesinden geçtik, destek aldık, yine de değişmedi. Bir gün karışıklık içinde ev okulu eğitimi hakkında araştırma yapmaya başladım. Türkiye'deki yasal çerçeveyi inceledim. Çok kolay bir yol değildi ama imkansız da değildi. İlk ay: kaos. Ben de, çocuğum da neyin ne olduğunu bilmiyorduk. Ders saati mi koyalım, serbest mi bırakalım? Hangi kaynaklar, ne kadar süre? Elimde bir program vardı ama uygulamak başkaydı. Koca bir sabah, birlikte otururken ikimiz de ne yapacağımıza bakıştık. Ev okulu eğitimi deneyiminin ikinci ve üçüncü aylarında bir ritim tutmaya başladı. Çocuğum sabahları matematik yapmaktan hoşlanıyordu. Öğleden sonraları ise serbest keşif zamanı iyi geliyordu. Bu ritmi bulana kadar deneme yanılma yaptık. Altı ayın sonunda gördüğüm şey şuydu: Çocuğum öğrenmekten zevk almaya başlamıştı. Bir konuya merakla yaklaşıyordu, "bunu da öğrenelim mi" diyordu. Bu, okulda görmediğim bir şeydi. Ama zorlukları da anlatayım. Hem öğretmen hem ebeveyn olmak duygusal açıdan karmaşık. Bir gün çocuğumla tartıştım, bir dersin ortasında. Terapiste gittik, bu konuyu da ele aldık. Ev okulu eğitimi deneyimi, ilişkiyi de sorgulamak demek. Hâlâ devam ediyoruz. Kararımdan pişman değilim. Ama kolay olduğunu da söyleyemem.