Eko-turizm greenwashing sorunu, sürdürülebilirlik kavramının pazarlama diline hızla indirgenmesiyle birlikte derinleşti. "Eko", "yeşil", "sürdürülebilir" ve "doğa dostu" etiketleri artık somut uygulama gerektirmeyen süsleme sözcükleri gibi çalışıyor. Bir tesisin bu kelimeleri kullanabilmesi için çoğu zaman bağımsız bir doğrulama sürecinden geçmesi gerekmiyor. Eko-turizm greenwashing kendine özgü biçimler alıyor. Birincisi; karbon ayak izi yüksek bir tesiste yalnızca geri dönüştürülmüş kağıt bardak kullanmak sürdürülebilirlik olarak pazarlanıyor. İkincisi; yerel topluluğa gerçek ekonomik fayda sağlamayan ve bölge ekosistemine yük bindiren tesisler, tasarımlarının doğayla uyumlu görselliğine dayanarak eko-turizm olarak konumlanıyor. Üçüncüsü; sertifika sistemlerinin küresel ölçekte tutarsızlığı, hangi belgenin gerçek standartları temsil ettiğini belirsizleştiriyor. Seyahatçi olarak eko-turizm greenwashing tuzağından korunmak için doğrulanabilir sertifikaları aramak, yerel ekonomiye entegrasyon düzeyini sormak ve karbondioksit azaltımına yönelik somut uygulamaları öğrenmek gerekiyor. Gerçek sürdürülebilir turizm var; bu turizmin greenwashing pratiklerle aynı çatıda pazarlanması, asıl çabayı görünmez kılıyor.