Türk mutfağı sağlıklı mı sorusu, yurt içinde ve yurt dışında oldukça farklı yanıtlar alıyor. Zeytinyağlılar, sebze ağırlıklı yemekler, fermente süt ürünleri ve baklagil bazlı tarifler gerçekten değerli bir mutfak mirasına işaret ediyor. Ancak bu mirası "en sağlıklı mutfak" gibi mutlak bir unvanla taçlandırmak, tablonun önemli bir bölümünü görünmez kılıyor. Türk mutfağı sağlıklı mı tartışmasında ilk dikkat çeken konu, geleneksel ile modern Türk mutfağı arasındaki derin ayrımdır. Zeytinyağlı enginar, mercimek çorbası ve yoğurt gibi geleneksel bileşenler, gerçekten besin değeri yüksek gıdalar. Öte yandan kentsel tüketim alışkanlıklarına bakıldığında tablo değişiyor: fazla tuz içeren hazır çorbalar, beyaz ekmek tüketiminin yüksekliği, kırmızı et ağırlıklı kebap kültürü ve şekerli tatlılar, sağlıklı bir beslenme örüntüsünden sapmaları temsil ediyor. Sodium alımı özellikle öne çıkan bir sorun. Türk mutfağının vazgeçilmez bileşenleri arasında sayılan turşu, peynir, zeytin ve et ürünleri tuz açısından oldukça zengin. Türkiye'nin hipertansiyon prevalansına ilişkin veriler, bu tablo ile örtüşüyor. Türk mutfağı sağlıklı mı sorusunun bir diğer boyutu pişirme yöntemidir. Zeytinyağı sağlıklı bir yağ olarak öne çıksa da tereyağı ve don yağı kullanımı bazı bölge mutfaklarında belirgin biçimde yer tutuyor. Fırın ve ızgara pişirme yaygın olsa da yoğun yağda kızartma da Türk mutfak kültürünün bir parçası. Bir mutfağı bütünüyle değerlendirmek, içindeki en sağlıklı örnekleri sanki genel norm gibi sunmak anlamına gelmemeli. Akdeniz mutfağının bir kolu olarak geleneksel Türk mutfağının gerçek avantajları var; ancak bu avantajlar yalnızca geleneksel tariflerin en seçkin örneklerine ait. Seçici bir bakış değil, bütüncül bir değerlendirme, mutfak kültürü üzerine daha dürüst bir tartışma zemini sağlar.