Bir dönem maaşım hesaba geçtiğinde, onun yüzde sekseninden fazlası ertesi gün çeşitli ödeme emirleriyle hesabımdan çıkıyordu. Geriye kalan yüzde yirmiyle bir ay geçirmek zorundaydım. Borçlu yaşam deneyimi dediğinizde insanlar bazen dramatik bir çöküşü hayal ediyor; ama benim yaşadığım çok daha sıradan, çok daha sessiz bir süreçti. O dönem nasıl hayatta kaldım? Önce alışkanlıklarım köklü biçimde değişti. Markete gitmeden önce liste yapıyordum, listeden çıkmıyordum. Fiyat karşılaştırması yapıyordum, indirimli ürünlere yöneliyordum. Kıyafet almıyordum, var olanlara bakıyordum. Bunlar küçük gibi görünüyor ama borçlu yaşam deneyimi yaşayanlar bilir: her birkaç yüz lira can simidi olabilir. Ulaşım konusunda da değişime gittim. Toplu taşımayı çok daha fazla kullandım. Araç kullanımını minimuma indirdim. Bu hem yakıt hem de park ücreti tasarrufuydu; aylık hesabını yaptığımda ciddi bir farke dönüştü. Sosyal hayat en çok zorladığı alandı. Arkadaşlarımla buluşmak istiyordum ama restoranlar, kafeler, etkinlikler masraflıydı. Alternatif bulmayı öğrendim: parkta yürüyüş, evde yemek, ücretsiz etkinlikler. Bu çözümler sosyal hayatı tamamen ortadan kaldırmıyordu; sadece biçimini değiştiriyordu. Psikolojik olarak en ağır kısım sürekli hesap yapmaktı. Her harcama öncesi "bunu alabilir miyim" sorusu geliyor, bazen küçük bir şey için bile düşünmek zorunda kalıyordunuz. Bu durum uzun vadede yıpratıcı. Kendime karşı dürüst olmalıyım: bu süreçte birkaç kez çok bunaldım. Ama bitmeyeceğine dair gerçek korkuyla, bitince nasıl olacağına dair hayal gücü arasında gidip geldim. Borçlu yaşam deneyiminin bana öğrettiği en değerli şey önceliklendirmeydi. Ne gerçekten ihtiyacım var, ne alışkanlıktan yapıyorum, ne de sosyal baskıyla? Bu ayrımı yapamayanlar borçlu yaşasalar da yaşamasalar da hep aynı döngüde kalır. Ben o dönemde yapabildim çünkü başka seçeneğim yoktu. Bu süreç iki buçuk yıl sürdü. Sonunda oranı yüzde kırka indirdim, sonra yüzde otuza, sonra sıfıra. Her düşüş somut bir rahatlama getirdi. Maaş geldikten sonra geriye makul bir rakam kaldığında ilk kez geleceği düşünerek hesap yapabildim, sadece hayatta kalmak için değil. O his çok farklıydı. Borçlu yaşam deneyimi yaşamış biri olarak söylüyorum: çıkış yolu uzun, ama var.