Kitap kulübü deneyimim hakkında önyargım vardı. "Kitabı beğenip beğenmediğimizi tartışacağız" sanıyordum. Tamamen yanılmışım. Bir arkadaşım davet etti. İlk toplantıya "neden olmasın" diye gittim. Sekiz kişi vardı, beşini tanımıyordum. Aynı kitabı okumuştuk ama herkes farklı bir şey getirdi masaya. Kitap kulübü deneyiminin beni en çok şaşırtan yanı şu oldu: aynı metni birbirinden tamamen farklı şekilde okumuştuk. Birisi bir karakteri sevmişti, başkası aynı karakterden rahatsız olmuştu. Aynı sahneyi kimileri sembolik okurken kimileri gerçekçi bir gözlemle ele almıştı. Bu fark beni durdurdu. Benim okuduğum, tek doğru okuma değildi. Başkasının gözünden bakmak metni zenginleştirdi. Kitap kulübü deneyiminin beklenmediği ikinci boyutu insanlardı. O masada benimle aynı kitabı okumuş insanlarla sohbet etmek, kitabın ötesine geçen bağlantılar kurdu. Paylaşılan bir deneyim zemin oluşturuyordu. Üç yıldır düzenli katılıyorum. Her ay yeni bir kitap, yeni bir sohbet. Bazı aylar kitabı çok seviyorum, bazı aylar zorlanıyorum. Ama o toplantı her zaman farklı bir şey bırakıyor. Kitap kulübü deneyimini denemediyseniz, en ön yargısız tavsiyem: bir deneyin. Kitabı tartışmak değil, insanlarla birlikte düşünmek.