Orman yangını sonrası doğa kendini onarma kapasitesi, ekolojistlerin uzun süredir mercek altına aldığı bir süreç. Akdeniz iklim kuşağından kuzey ormanlarına kadar farklı biyomların yangın sonrası gösterdiği tepkiler incelendiğinde, iyileşmenin hem dramatik hem de zamana yayılmış bir süreç olduğu görülüyor. Orman yangını sonrası doğa kendini onarma sürecinin ilk aşaması, yangından birkaç hafta sonra başlayan fırsatçı bitki türlerinin bölgeyi kaplamasıyla şekilleniyor. Kül ile zenginleşen toprak, azot bağlayan bazı baklagillere ve çabuk çimenlere geçici bir avantaj sağlıyor. Bu öncü türler toprağı koruyarak erozyonu yavaşlatıyor ve daha büyük bitkilerin yerleşmesi için zemin hazırlıyor. Araştırmalar, orman yangını sonrası doğa kendini onarma sürecinin sonucunun yangından önceki ekosistemin ne kadar sağlıklı olduğuna ve yangının şiddetine göre belirlendiğini ortaya koyuyor. Seyrek geçen ve yüzeyde yanan yangınlar, tohumları ve kök sistemini toprak altında saklayan bitki türlerinin daha hızlı iyileşmesine olanak tanıyor. Buna karşın yoğun ve sıcak yanan yangınlar torak katmanını da tahrip ederek iyileşme süresini önemli ölçüde uzatıyor. Türkiye'de son yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarının ardından yapılan arazi çalışmaları, toprağın nem tutma kapasitesinin ilk üç yılda normalin altında seyrettiğini gösteriyor. Bu durum, kuraklık stresinin bölgeye özgü ağaç türlerinin yeniden yerleşimini yavaşlatabileceğine işaret ediyor. Bilim insanları, otojenik iyileşme kadar insan müdahalesinin de kritik olduğunu belirtiyor. Yabancı türlerin ekimi veya yanlış zamanlamalı ağaçlandırma çalışmalarının doğal rejenerasyonla rekabete girerek ekosistemi uzun vadede daha kırılgan hâle getirebileceği vurgulanıyor. Ekosisteme uyumlu tür seçimi ve iyileşme alanlarının baskıdan korunması, uzmanların önerdiği temel yaklaşımlar arasında yer alıyor.