Johns Hopkins Üniversitesi'nden araştırmacılar, birden fazla kanser türünü erken evrede saptamaya olanak tanıyan yeni bir kan testi kanser belirteci geliştirdiklerini açıkladı. Science Translational Medicine dergisinde yayımlanan çalışma, bu yaklaşımın özellikle şu anda rutin tarama programlarına dahil edilemeyen kanser türlerinde erken tanı olanağı yaratma potansiyeli taşıdığını vurguluyor. Kan testi kanser belirteci araştırması, tümör hücrelerinden dolaşıma salınan serbest dolaşan DNA (cfDNA) parçalarının metilasyon profilini temel alıyor. Araştırmacılar, 20'den fazla farklı kanser türünde özgün metilasyon imzaları tanımladıklarını ve bu imzaları sağlıklı kontrollerden yüzde 89 duyarlılık ile ayırt edebildiklerini bildirdi. Testın özgüllük oranı ise yüzde 97 olarak ölçüldü; bu oran, yanlış pozitif sonuçların klinik açıdan kabul edilebilir düzeyde kaldığı anlamına geliyor. Çalışmada 3.500'den fazla katılımcıdan alınan kan örnekleri analiz edildi. Erken evre (evre I-II) hastalarda kan testi kanser belirteci ile doğru tanı koyulabilme oranı, mevcut görüntüleme yöntemlerine kıyasla belirgin biçimde daha yüksek bulundu. Pankreas, over ve akciğer kanseri gibi geç evreye kadar semptom göstermeyen türlerde bu fark özellikle belirgindi. Araştırmacılar, kan testi kanser belirtecinin yalnızca varlık-yokluk bilgisi değil, tümörün kaynak organ tahmini de sunebildiğini vurguladı. Algoritma, pozitif sinyalin hangi doku tipinden kaynaklandığını yüzde 85 doğrulukla belirleyebildi. Bu özellik, testin klinik uygulamada tanı sürecini hızlandırma kapasitesine sahip olduğuna işaret ediyor. Bununla birlikte araştırmacılar, çalışmanın bazı önemli kısıtlamalar taşıdığını açıkladı. Test, şimdilik ağırlıklı olarak daha önce kanser tanısı almış bireylerde doğrulandı; genel nüfus taramasındaki performansını ölçmek için daha büyük prospektif çalışmalara ihtiyaç var. Ayrıca mevcut analizin maliyeti, kısa vadede yaygın kullanımın önündeki pratik engellerden biri olarak görülüyor. Uzmanlar, kan testi kanser belirteci alanındaki bu ilerlemenin onkolojide "sıvı biyopsi" araştırmalarının kritik bir aşamasını temsil ettiğini belirtiyor. Teknolojinin maliyet etkinliği kanıtlanırsa ulusal tarama programlarına entegre edilmesinin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.