Çocuk animasyonu senaryo kalitesi tartışması, bir endüstrinin kendi hedef kitlesine ne kadar saygı gösterdiğini soruşturur. Çocukların dikkat süresinin kısa olduğu, karmaşık anlatıları takip edemeyeceği ya da yüzeysel içerikten memnun olacağı varsayımı; pek çok yapımın senaryo yatırımını minimumda tutmasına zemin hazırlar. Bu varsayım yanlıştır. Çocuk animasyonu senaryo kalitesi sorununu en iyi ortaya koyan yol, ebeveynlerin deneyimine bakmaktır. Bir çocukla aynı bölümü tekrar tekrar izlemek zorunda kalan bir ebeveyn, senaryonun kalitesini hızla değerlendirmeye başlar. Tekrar izlendiğinde yeni katmanlar ortaya çıkaran bir yapım ile her izlenişte aynı boş içeriği sunan bir yapım arasındaki fark, birkaç bölümde netleşir. Zamanın sınavından geçmiş çocuk animasyonlarına bakıldığında ortak bir özellik dikkat çeker: Bu yapımlar, çocuklara aşırı basitleştirmeden anlam sunmayı başarır. Kayıp, dostluk, adalet, sorumluluk, bu temalar yüzeysel biçimde dokunulmaktan çok gerçekten işlendiğinde, hem çocuklar hem de yetişkinler bu yapımlarla bağ kurar. Çocuk animasyonu senaryo kalitesinin düşmesine yol açan yapısal sebepler şunlardır: Kısa üretim döngüleri, yazarlara senaryoyu olgunlaştırmak için yeterli zaman bırakmaz. Lisanslama ve oyuncak satışları gibi ikincil gelir hedefleri, bazen anlatısal kararların önüne geçer. Ve seyirci kitlesinin tepkisini ölçen araçların yetersizliği, yapımcıların kalitenin nasıl ödüllendirildiğini görmesini güçleştirir. Çocuklara seslenen bir anlatı, onların potansiyelini küçümsemeden değil; bu potansiyele saygı göstererek kurulur. Çocuk animasyonu senaryo kalitesi bu saygının en somut göstergesidir. Düşük kaliteli senaryo, bir maliyet kısıtlaması değil; bir tercih sorunudur.