Kardeşin geldi diyebilmek kolay, ama küçük bir çocuğun dünyasında bu cümle bir deprem gibi hissettiriyor. İkinci çocuğum dünyaya geldiğinde büyük çocuğum 3,5 yaşındaydı. İkinci çocuk kıskançlığının nasıl bir şey olduğunu teoride biliyordum; pratikte bambaşka bir şeydi. Hastaneden eve döndüğümde ilk yaptığım şey bebeği kollarıma almak değil, büyüğü kucaklamak oldu. Bir danışmandan duymuştum bunu, işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordum. Ama o an çocuğumun gözlerindeki ifade, bir nebze rahatlama gibi bir şey, bana doğru yolda olduğumu hissettirdi. İkinci çocuk kıskançlığı ilk haftalarda çok belirgin çıktı. Büyük olan bezlerini ıslatmaya başladı yeniden, uyumak istemedi, sürekli 'beni de tut' dedi. Ben de tutmaya çalıştım. Bebeği bir kolumda, büyüğü diğer kolumda. Yorucuydu ama o dönemde büyük çocuğu ihmal etmenin daha büyük bedel ödeteceğini hissediyordum. En işe yarayan şey 'sadece ikimizin vakti' olmak oldu. Gün içinde kısa da olsa, her gün büyük çocukla sadece ikimizin olduğu 10-15 dakika ayırdım. Oyun, kitap, sadece konuşmak, ne isterse. Bu süre geçtikçe ikinci çocuk kıskançlığının yavaş yavaş azaldığını gördüm. Birkaç ayın ardından büyük çocuk artık bebeğe şarkı söylüyor. Ona koruyucu gözlerle bakıyor. O kıskançlık yerini kardeş sevgisine bıraktı. Ama bu dönüşüm kendiliğinden olmadı, her gün biraz çaba, biraz sabır ve çok fazla kucaklama gerektirdi.