Risk paritesi portföyü kaldıraç ilişkisi, geleneksel 60/40 portföy anlayışına yönelik güçlü bir metodolojik itirazı ve bu itirazın yarattığı özgün risk yönetimi sorularını içinde barındırır. Risk paritesi stratejisi, portföydeki varlık sınıflarına piyasa değeri ağırlıkları yerine eşit risk katkısı ilkesiyle ağırlık verir; tahvillerin equityle karşılaştırıldığında tarihsel volatilitesinin düşük olması, bu prensibi uygulamak için kaldıraç kullanımını yapısal olarak zorunlu kılar. Risk paritesi portföyü kaldıraç mekanizması şöyle işler: Tahvil pozisyonu hisse senetleriyle eşit risk katkısı sağlayacak ölçüde büyütülürken bu büyümenin finansmanı için borçlanma gerekir. Bu yapı, nominal anlamda risksiz varlıkların büyük bilanço payına sahip olmasına karşın portföy düzeyinde kaldıracı barındırmasını sağlar. Stratejinin teorik güzelliği diversifikasyondaki artıştadır: düşük korelasyonlu varlık sınıfları risk katkısıyla ağırlıklandırıldığında teorik olarak daha verimli bir etkin sınır oluşturulabilir. Kaldıraç riski yönetimi açısından risk paritesi stratejileri birkaç özgün güçlük barındırır. Risk paritesi portföyü kaldıraç maliyeti faiz ortamına duyarlıdır; yüksek reel faiz koşullarında kaldıraç maliyeti getirileri aşındırır. Bunun ötesinde, stres dönemlerinde varlık sınıfları arasındaki korelasyon bire doğru yükselir; bu noktada eşit risk katkısı varsayımı geçersizleşir ve portföy gerçekleşenden daha konsantre bir risk profiline sahip olur. Volatilite hedeflemesi (vol targeting), risk paritesi uygulamasının merkezi bir risk yönetimi aracıdır: stratejinin portföy düzeyindeki volatilitesi sistematik olarak belirli bir hedefe tutturmaya çalışılır. Gerçekleşen volatilite arttığında kaldıraç azaltılır, düştüğünde artırılır. Bu mekanizmanın prosiklik davranış yaratabileceği, stres dönemlerinde tüm risk paritesi fonlarının aynı anda satış yapması, piyasa kırılganlığı açısından tartışılan bir yapısal risktir. Tarihsel performans açısından 2008-2022 döneminde düşük faiz ortamında risk paritesi stratejileri iyi performans sergilerken 2022 yılında eş zamanlı hisse-tahvil düşüşü bu stratejileri zorladı; bu deneyim modelin korelasyon varsayımlarına yönelik eleştiriyi güçlendirdi.