Bir eve girdiğinizde salon, yemek odası ve mutfağın tek bir büyük alana dönüştüğünü görüyorsanız, açık plan konut tasarımıyla karşı karşıyasınız demektir. Bu yaklaşım özellikle son yirmi yılda konut mimarisinin vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Açık plan konut tasarımının özünde duvarları ortadan kaldırma fikri yatar. Geleneksel ev anlayışında her oda kendi sınırları içinde kapalı bir kutu gibiydi. Oysa açık planda mekânlar birbirine akar; mutfakta yemek pişirirken misafirlerinizle sohbet edebilir, çocuklarınızı göz ucuyla takip edebilirsiniz. Bu tasarım anlayışının pratikte birkaç önemli avantajı var. Doğal ışık çok daha verimli kullanılıyor; tek bir pencereden gelen güneş tüm alana yayılabiliyor. Küçük daireler bile daha geniş ve ferah hissettiriyor. Sosyal etkileşim de kolaylaşıyor; evde herkes birbirinden kopuk odalara kapanmak yerine aynı atmosferi paylaşıyor. Tabii açık plan konut tasarımının dezavantajları da göz ardı edilmemeli. Mutfaktan yayılan yemek kokuları tüm alana hâkim olabiliyor. Ses yalıtımı konusunda zorluklar yaşanabiliyor; birisi telefonda konuşurken diğeri çalışmak istiyorsa bu ciddi bir sorun yaratıyor. Mahremiyet ihtiyacı da daha güç karşılanıyor. Mimarlar bu sorunları çözmek için çeşitli yöntemlere başvuruyor: hareket ettirilebilir bölme duvarlar, endüstriyel stil raflar, zemin kaplamasında farklı malzeme kullanımı ya da tavan yükseklik değişiklikleri bunların başında geliyor. Böylece açık plan konut tasarımının özgürlüğünden vazgeçmeden belirli bir düzen ve gizlilik sağlanabiliyor.