Türkiye okuma oranları 2025 araştırması, Kültür Bakanlığı ve bağımsız araştırma şirketlerinin ortaklaşa yürüttüğü anket çalışmasının sonuçlarını kamuoyuyla buluşturdu. Yetişkin nüfusta yılda en az bir kitap okuyan bireylerin oranının yüzde kırk yediye gerilediği açıklandı. Bu rakam, on yıl öncenin yüzde elli üçlük ortalamasının belirgin biçimde altına işaret ediyor. Türkiye okuma oranları 2025 verilerinin en dikkat çekici yanı, demografik ayrışmanın keskinliği. Üniversite mezunları arasındaki okuma oranı yüzde yetmişin üzerinde seyrederken, yalnızca ilköğretim düzeyi eğitimli yetişkinlerde bu oran yüzde on beşin altında kalıyor. Coğrafi farklılık da belirgin; büyük şehirlerin batısıyla doğu ve güneydoğu arasındaki makas son ölçüme göre kapatılamadı. Türkiye okuma oranları 2025 sonuçlarını yorumlayan eğitimciler, dijital içerik tüketiminin artmasıyla birlikte uzun form okuma pratiğinin zayıfladığına dikkat çekiyor. Kısa video ve sosyal medya tüketiminin dikkat aralığı üzerindeki etkisi, bu bağlamda sık atıfta bulunulan bir mekanizma. Ancak karşı görüşe göre sesli kitap ve e-kitap formatları yeni okuyucuları platforma çekerek toplam erişimi artırıyor. Kütüphane altyapısı verileri de tartışmanın bir boyutunu oluşturuyor. Türkiye'deki halk kütüphanesi başına düşen kişi sayısı, Avrupa ortalamasının çok üzerinde; bu durum fiziksel erişim kısıtlamasını kronik bir sorun olarak öne çıkarıyor. Kitap sektörü temsilcileri ise toplam baskı rakamlarının küçüldüğünü ancak yayın başına ortalama baskı sayısının daha öngörülü biçimde planlandığını aktarıyor. Karlılık oranlarının korunması adına stratejik ürün seçimine odaklanıldığı görülüyor.