Genel görelilik kuantum alan teorisi çatışması, modern fiziğin en derin kırık noktasıdır. İki teori de kendi ölçek alanlarında olağanüstü başarılı olmasına karşın, birbirinin dilini konuşamazlar. Genel görelilik (GR), büyük ölçekteki uzay-zamanı ve yerçekimini tanımlar. Gezegenlerin yörüngeleri, kara deliklerin davranışı, evrenin genişlemesi: bu ölçekte GR neredeyse kusursuz tahminler üretir. Einstein'ın denklemleri, uzay-zamanı kütlenin eğdiği elastik bir kumaş olarak tanımlar. Kuantum alan teorisi (QFT) ise çok küçük ölçekteki parçacık etkileşimlerini açıklar. Standart Model, elektromanyetizma, zayıf ve güçlü nükleer kuvvetleri birleştirir ve deneysel doğruluğu tarihin en hassas ölçümlerine dayanır. Genel görelilik kuantum alan teorisi çatışması, her iki teorinin de son derece doğru ama birbirinden bağımsız çalışmasında yatmaktadır. Temel çatışma uzay-zamanın doğasına ilişkindir. GR, uzay-zamanı sürekli ve pürüzsüz bir geometri olarak ele alır. QFT ise etkileşimlerin ayrık (discrete) paketler, yani kuantalar aracılığıyla gerçekleştiğini öngörür. Yerçekimini kuantumlaştırma girişimleri renormalizasyon sürecinde sonsuzluklar üretir; bu matematiksel problemin çözümü hâlâ bulunamadı. Genel görelilik kuantum alan teorisi çatışmasının en görünür biçimi, Planck ölçeğidir: 10⁻³⁵ metre ve 10⁻⁴³ saniyenin altında her iki teorinin öngörüleri anlamsız hâle gelir. Kara delik singulariyeleri ve Büyük Patlama anı bu rejimlerde yaşar. String teorisi, kuantum çekimi ve döngüsel kuantum yerçekimi (loop quantum gravity) bu boşluğu doldurmaya talip adaylardır. Ancak bu teorilerin hiçbiri henüz deneysel doğrulamaya ulaşamamıştır. Genel görelilik kuantum alan teorisi çatışmasının çözümü, fiziğin sonraki büyük devriminin habercisi olacaktır.