Osmanlı dönemi Türk edebiyatının büyük bölümü divan geleneği üzerine kuruludur. Divan edebiyatı, yüzlerce yıl boyunca saray çevresinde gelişmiş; kendine özgü dil, biçim ve imgelem sistemi oluşturmuştur. **Divan nedir?** Divan, bir şairin tüm şiirlerini belirli bir düzen içinde topladığı kitabın adıdır. Şairler, bu kitaplarda gazeller, kasideler, mesneviler ve diğer nazım biçimlerini bir araya getirirdi. Divan edebiyatı adı da buradan gelir. **Kullanılan dil** Divan edebiyatı, Türkçenin Arapça ve Farsça kelimelerle yoğun biçimde harmanlandığı bir dil kullanır. Bu dil, halk tarafından konuşulan dilden oldukça uzaktı; bu yüzden divan şiiri okuryazar ve eğitimli çevrelere hitap ederdi. **Temel nazım biçimleri** Gazel, divan edebiyatının en sevilen biçimidir. Aşk, şarap ve özlem temalarını işleyen gazel, genellikle 5-15 beyitten oluşur. Kaside ise övgü şiiridir; padişahlar ve yüksek devlet görevlilerine sunulan uzun şiirler. Mesnevi, nazım biçiminde anlatılan hikâye ya da efsanedir; "Leyla ile Mecnun" en tanınan örneklerden biridir. **Öne çıkan şairler** Fuzuli, Baki, Nef'i ve Nedim; Osmanlı divan şiirinin en parlak isimleri arasındadır. Fuzuli'nin hem Türkçe hem Arapça hem Farsça divan yazmış olması, dönemin entelektüel yoğunluğunu göstermektedir. **Divan edebiyatı bugün ne anlam taşıyor?** Divan edebiyatı, zaman zaman anlaşılması güç bir miras olarak görülse de Türk şiirinin köklü bir parçasıdır. Bu geleneği öğrenmek, hem Osmanlı tarihi hem de edebiyatın evrimine dair derin bir perspektif kazandırır.